Ana Sayfa Kaymakamımız İlçemiz Şahinbey Kurumlarımız Bilgi Edinme İletişim Site Haritası
   İLÇEMİZ ŞAHİNBEY / KÜLTÜR TURİZM / EL SANATLARI / SEDEF İŞLEMECİLİĞİ

SEDEF İŞLEMECİLİĞİ

Bazı deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan ve sedefçilikte kullanılan sert, beyaz ve gökkuşağı pırıltılı, fosforik özelliği olan maddeye sedef, bu maddeyi işleyen kişiye de sedefkâr denilir. Asırlardan beri bilinen sedef zamanın tekniği ve milletin sanat anlayışına göre şekil almıştır. XV. yy’dan sonra Türk-İslam sanatının tamamen emrine giren sedef, geometrik desenlerin bitmek tükenmek bilmeyen dizilişleri ile gelişimini sürdürmüştür. Daha sonraları kıvrılma, dallanma, ana veya yardımcı bağlarla bağlanma, birbirini kesme ve düğümleme gibi yollarla, çeşitli kompozisyon imkanı veren Rumiler, geometrik desenlerle birlikte kullanılmaya başlanmış ve doğadan stilize edilerek alınan çiçek motifleri (lale, karanfil, gül) kullanılmaya başlanmıştır.

 Onyedinci yüzyıl sedef işçiliğinin doruk noktası olup, daha  sonraki asır ve yıllarda barok sanatına duyulan hevese bir de ekonomik yapının bozulması eklenince bu sanattan uzaklaşılmış, ucuz, sanat değeri olmayan eserler üretilmeye başlanmıştır. Ancak Abdülhamit devrinde, yabancı kral ve diplomatlara sedef hediye verebilmek için saray sedefkârlığı korunmuştur.

 Son asrın sedefkârı Vasıf Hoca (kendisi İstanbul Topkapı Saray’ındaki Kutsal Emanetler Dairesinin kapısını sedef bağa ile yapmıştır.) özel atölyesinde çalışmasını sürdürürken bir yandan da bu sanatı yaşatabilme çarelerini devrin güzel sanatlar akademisi olan Nefise-i Sanayi’de sedefçilik dersleri vermiştir. 1940 yılında ölümü ile bu sanat dalının genç nesillere aktarılması mümkün olmamıştır.

 Sedefçilik ilk çağın en eski uygarlıklarında görülmekle birlikte sedefin eşyada süs öğesi olarak uygulanışı çok sonradır. Her ne kadar bazı kaynaklar Sümer sanatında sedefin traş edilerek ahşaba uygulandığı, Uzakdoğu ve Güney Asya’da (Hint Sanatında) sedef süslemelere rastlandığını bildirseler de , sedefin en yaygın ve en gelişmiş şekliyle Türk Osmanlı Sanatında görüldüğü bilinir. Osmanlıda sedef işlemeciliğinin ilk örneklerini 15. yüzyıl sonlarına doğru görmek mümkündür. Edirne’deki tek kubbeli Beyazıt camiinin kapı kanatlarında görülen sedef işçiliğinin XVI. yüzyıl da olgunluk devresine girdiği bilinmektedir. Kürsü, sehpa, gibi mobilyalar, silah kabzası, nalın, körük, tütün tabakası, kahve takımı, vb. gibi ahşap eşyada görülmüştür.


XVII. ve XVIII. yüzyıllarda da sedef süslemeye geniş yer verilmiş olup, Dalgıç Ahmet Ağa, Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa gibi meşhur sedef ustaları yetişmiş; XVII. yüzyılda Evliya Çelebi yalnız İstanbul’da 100 sedef atölyesi ve 5000 kadar sedef ustasının sanatlarını yürüttüklerinden söz etmiştir. XIX. yüzyılda Osmanlı sedef işçiliği gerilerken, yüzyılın sonlarında Abdülhamit Han Yıldız Sarayında bir sedefhane kurduğu, burada kendisinin de sedefli eşyalar yapmış olduğu söylenir. 1912 yılında Sedefkâr Vasıf Hoca, Beşiktaş’ta işlettiği sedef atölyesinde bu sanatı bir süre devam ettirmiş, hatta onun öncülüğü ile 1936 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde bir sedefçilik bölümü açmıştır.

Gaziantep’te Sedefkârlık

Yaşayan kaynaklardan edinilen bilgiye göre; sedef kakmacılığın Gaziantep’te 1963 yılında başladığı bilinmektedir. Gaziantep’te ilk sedef atölyesini açan kişi Arif DEMİR isimli ustadır ve hâlâ hayattadır. Rivayete göre; 1963 yılında Gaziantep’e gelen bir İngiliz turist çevre köylerden topladığı, ağızdan dolma eski bir tabancayı tamir ettirmek için tesadüfen karşılaştığı marangoz Hanifi Çetin Ustaya gösterirmiş. Bu usta kendidine getirilen tabancanın kabzasında sedef işleme görünce bunun taklidini yapmaya koyulmuş ve bunu İstanbul’daki antikacılara satmaya başlamış.

Bunun üzerine Arif ve Fikret DEMİR kardeşler Gaziantep’te ilk sedef atölyesini açarak sedef kakmacılık sanatını ilerletmişlerdir. Her iki usta da halen hayatta olup bunlardan Fikret EMİR hâlâ Gaziantep’te Sedef Kakmacılar Odası Başkanı olarak görev yapmaktadır. Bu gün Gaziantep’te 50 tane sedef atölyesi bulunmaktadır. Bu atölyede daha çok turistik eşyaya yönelik çalışmalar ağırlıkta olup, genellikle Ortadoğu’ya satış yapılmaktadır. Gaziantep’te işlenen sedefin %90’ı dövizle satılmakta ve ülke ekonomisine döviz kazandırmaktadır.

Gaziantep’te yapılan sedef işinde motif, şekil ağırlıktadır. Tüm çalışmalarda Selçuklu ve Osmanlı kültürünün izleri görülmektedir. Çok maharetli usta olmalarına karşın bizim gözlemlerimize göre tek eksikleri mevcut örneklere bağlı kaldıkları, yani motif ve model üretmek için bir çaba harcamıyor olmalarıdır. Gaziantep’te atölyesi bulunan sedef ustalarının hepsi hiçi bir okul eğitimi almadan, baba mesleği olarak bu işi üstlenmişlerdir. Ve bu gün işçilik yönünden Mısır ve Suriyede yapılan sedef işinden daha başarılı eserler üretmektedirler. Gaziantep’te işlene sedefte; gümüş, kurşun ve sarı pirinç tel ile atpako tel kullanılmaktadır. Kakma tekniğiyle sedef işçiliğinde kullanılan ağaç genellikle cevizdir. Renkler kızıl ve siyah olup kullanılan motifler de çeşitli geometrik desenler bira arada görülür. Zaman zaman barok ve rumi, arabesk desen çalışmalarına rastlanmaktadır. Bunlar daha çok Osmanlı ve Selçuklu modelleri kopye edilerek yapılan eserlerdir.

Üretilen Sedef Kakma El Sanatı Ürünleri

  1. Süsleme olarak(mesçit, saray ve tabanca kabzaları)
  2. Koltuk takımı(ev büro)
  3. Ayna resim çerçevesi, sehpa, yazı masası, kur’an Rahlesi, Kavukluk veya çıralık, sine altı, değişik mücevher kutusu, çeyiz sandığı, sandalye, kuyumcu sandığı, etejer, telefonluk, değişik boyalarda kül tablaları ve sigaralık, tüfek ve tabanca kaplamaları türündedir.

Bilgi Islem:
info@sahinbey.gov.tr
Abdurrahman YIGIT / Yazi Isleri Müdürü:
yazi_isleri@sahinbey.gov.tr
Ali ÇINAR / Kaymakam:
alicinar@sahinbey.gov.tr
2008 © Şahinbey Kaymakamlığı
Kolejtepe mah. Yeşil Camii Sk. Şahinbey - Gaziantep
Tel: 0342 230 50 10 - 230 50 11 Fax: 0342 230 50 12