|
|
İLÇEMİZ ŞAHİNBEY / ŞAHİNBEY KİMDİR? |
|
|
|
ŞAHİNBEY KİMDİR? |
GAZİANTEP SAVAŞLARININ BAŞLAMASI |
Fransızlarla ilk çarpışma |
Türkler arasında, Milli Savaş Teşkilâtının kurulması sırasında bazı anlaşmazlıklar çıkmıştı. Bilhassa tahsil görmüş veya varlıklı Türk aileleri mensuplarından bir kısmı, o zaman dünyanın en kuvvetli devletlerinden biri olan Fransa’nın modern ordularına silahla karşı koymayı bir intihar sayıyorlardı. Türklerin açık arazi savaşlarında başarı kazanmalarına imkân yoktu. Çünkü ellerinde tüfekler ve kazmadan başka bir silah mevcut değildi. Buna karşın Fransız birlikleri ise birçok top, makineli tüfek, tank ve tayyarelere sahipti. 12 Ocak 1920’de yarısı Ermeni gönüllüler ve geri kalanı Fransızlardan oluşan düşman kuvvetleri top, bir çok makineli tüfek ile donatılmış 400 kişilik muazzam bir kıta, elli kadar süvari Maraş’a yardım için gönderildi. Geceyi büyük Araptar köyünde geçiren bu müfreze halkı köyden koğmuş, evlerdeki sandıkları açarak eşyayı yağma ve kadınlara sakıntılık etmiş; bulabildiği koyun, keçi ve tavukları boğazlayarak büyük zararlara sebebiyet verdiler.
Çevre köylere dağılan halk etraftaki Milli Kuvvetlere haber ulaştırdı ve çevreden toplanan silahlı çeteler, boynoğlu Memik Ağa ve Yamaçobalı Dede Ağa’nın gayretleri sayesinde sabahleyin köyün etrafını çevirip ateş açtılar. Fransızlar burada kısmen imha edildiler.
Sorumluluğu belirtmek ve asker ile ahali arasındaki muharebeyi durdurmak maksadıyla 14 Ocak’ta, Jandarma Kumandanıyla, Mıntıka İstihbarat Subayından mürekkep bir inceleme heyeti Mutasarrıf tarafından sözü edilen yere gönderildi. Bir çok tahkikatlardan sonra Fransızların kabahatli oldukları anlaşılarak mesele o surette kapatıldı.
|
 |
Şahin Bey Kimdir? |
Müdafaa-i Hukuk-i Merkeziyesi aldığı tedbirlerle Maraş yolunu Fransızlara kapattıktan sonra, Fransızların tümen karargâhı olan Katma ve Kilis Garnizonundan Antep’e gelecek olan yardımları önlemek için Antep-Kilis yolunda da müdafaa tedbirleri almıştı.Antep Kilis yolunun müdafaası görevi ilk önce Mısrîzade Nuri Bey’e verilmişti. İşte tam bu sıralarda Şahin Bey Antep’e geldi. |
Şahin Bey, ona halk tarafından verilen bir isimdir. Asıl adı Mehmet Sait’tir. 1877’de Gaziantep’in Bastancı Mahallesinde doğmuş, 1899’da Yemen’e er olarak gitmişti. Yemen’de çalışkanlığı, vazifesinde gösterdiği başarı neticesinde başçavuş olmuştu. 1911 yılında Trablusgarp Savaşlarına gönüllü olarak katılmıştı. Balkan Savaşlarında Çatalca Cephesinde savaşmıştı. Galiçya’da 15. Türk Kolordusunda savaşan Şahin Bey, 1917 Ekim’inde Sina cephesinde görev almış ve rütbesi teğmenliğe yükselmişti. İngilizlere esir düşmüş ve Mısır’da Seydi Beşir Kampında Aralık 1919’a kadar kalmıştı. Mütarekene sonra İngilizler Türk esirlerini serbest bırakmışlardı. Bu arada Şahin Bey’de 19 Aralık 1919’da İstanbul’a geldi. Ali Rıza Paşa kabinesinde Harbiye Nazırı olan Cemal Paşa’ya müracaat ederek bir vazifeye tayinini istemiş, Antep’e yakın Birecik ilçesi Askerlik Şube Başkanlığına tayin edilmişti. O esnada Fransızlar, Antep vaziyetini bir an önce düzeltip, burada kuvvetli bulunmak için Katma-Kilis-Antep yolu ile buraya mütemadiyen takviye kuvvetleri getirmekte ve bu yol üzerinde serbestçe hareket etmekte idiler.
Şahin Bey, yurdun içinde bulunduğu kötü durumu derhal kavramış, Antep’e geldiğinde Birecik’e gitmekten vazgeçerek, Antep Heyet-i Merkeziyesine müracaatla vazife istemişti.
Şahin Bey, Heyeti-i Merkeziye azasından Muhtar(Göğüş) Bey’in samimi ve eski bir dostu idi. Muhtar Bey onu Heyet-i Merkeziyedeki arkadaşlarıyla tanıştırmıştır. Kilis yolunun Ulumasere köyü civarının reisliği Heyeti Merkezi Tarafından Ulumasereli Karaca Kaya’ya verilmişti. Bundan sonra bu görevi Şahin Bey’in yapması teklif edilmiş, oda hiç tereddütsüz kabul edilmiştir.
Uzun harp yılları boyunca hasretini çektiği yavrusu ve eşi ile yalnız iki gün beraber kaldı. Bunları merhum Ahmet Muhtar Bey’e emanet ederek, üçüncü gün hemen yeni işinin başına hareket etti. Şahin Bey’e Hacı Halil Ağazade Zeki Bey refakat ediyordu. Zeki Bey, Şahin Bey’i kendi köyü olan Beşgöze götürmüş ve çevre köylerin ileri gelenlerini Şahin Bey ile tanıştırmıştır. Şoseye çok yakın bir arazide bulunan Beşgöz Köyünü ikamet için uygun bulmayarak bu köyün batısında, 3–4 km. mesafede, etrafı tepelerle çevrili Çapalı Köyünü karargâh yapmış Beyazınoğullarına ait konağa yerleşmiştir. |
Şahin Bey’in Kilis-Antep Yolundaki Faliyetleri |
Şahin Bey, Ulumasereli Karaca Kiya’dan kumandanlığı teslim aldıktan sonra, mevcut kuvvetlerle teker teker konuşmuş, savaş görmüş ve askerlikte onbaşı ve çavuş olmuş Türklerin kumandasında küçük birlikler kurmuştu. Kısa bir müddet zarfında Lohan, Kürün, Cilcime, Milli, Karasal, Kerhiz, Mezraa, Ulumasere, Kazıklı, Hacaz ve civar köylerden gönüllüler çağırarak 100 kişilik bir kuvvet tedarik etti.
Antep Heyeti Merkeziyesinden gönderilen erzak ve takviye birlikleriyle de yakından ilgilendi. Şahin Bey Kilis-Gaziantep Şosesi üzerinde üç müdafaa hattı tespit etmiştir. Birinci müdafaa hattı: Kızılburun denilen ve Arap Höyüğü-Minadır Köyleri arasında geçen şosenin sağ ve sollarındaki tepelerdi. Bu hat, batıda acar köyüne, doğuda da Kantara köyüne kadar uzanan takriben 5 km. uzunlukta bir müdafaa mevzii idi. İkinci müdafaa hattı: kertil edi. Kertil sırtları, Kapçağız Köyünün batı yamaçları, kazıklı köyünün doğu ve batısındaki tepelerden ibaretti. Üçüncü müdafaa hattı : Elmalı, Bostancık Köylerinin kuzey sırtları idi. |

|
19 Ocak 1920’Antep’ten Maraş’a hareket eden bir Fransız iaşe kolu Aksu civarında Molla Karayılan kuvvetleri tarafından pusuya düşürülerek tamamen imha olundu. Maraş-Antep yolu üzerindeki Aksu köprüsünün muhafızı bulunan Fransız müfrezsinin imha haberi İstanbul’a da ulaşmıştı. Aksu köprüsü tahrip edildi, telgraf hatları da tamamen kesildi.
16 Şubat 1336 tarihili Halimiyet-i Milliye Gazetesinde: Kilis-Antep yolu üzerinde Fransız otomobili zannıyla bir otomobile taarruz edilmiştir. Aynı yolu takip eden bir Fransıs kafilesi ahalinin şiddetli bir taarruzu üzerine birkaç maktûl ve mecrûh bırakarak Kilis’e ricata mecbur olmuştur
Şahin Bey, Ulumasereli Karaca Kiya’dan kumandanlığı teslim aldıktan sonra, mevcut kuvvetlerle teker teker konuşmuş, savaş görmüş ve askerlikte onbaşı ve çavuş olmuş Türklerin kumandasında küçük birlikler kurmuştu. Kısa bir müddet zarfında Lohan, Kürün, Cilcime, Milli, Karasal, Kerhiz, Mezraa, Ulumasere, Kazıklı, Hacaz ve civar köylerden gönüllüler çağırarak 100 kişilik bir kuvvet tedarik etti. Antep Heyeti Merkeziyesinden gönderilen erzak ve takviye birlikleriyle de yakından ilgilendi. Şahin Bey Kilis-Gaziantep Şosesi üzerinde üç müdafaa hattı tespit etmiştir. Birinci müdafaa hattı: Kızılburun denilen ve Arap Höyüğü-Minadır Köyleri arasında geçen şosenin sağ ve sollarındaki tepelerdi. Bu hat, batıda acar köyüne, doğuda da Kantara köyüne kadar uzanan takriben 5 km. uzunlukta bir müdafaa mevzii idi. İkinci müdafaa hattı: kertil edi. Kertil sırtları, Kapçağız Köyünün batı yamaçları, kazıklı köyünün doğu ve batısındaki tepelerden ibaretti. Üçüncü müdafaa hattı : Elmalı, Bostancık Köylerinin kuzey sırtları idi.
19 Ocak 1920’Antep’ten Maraş’a hareket eden bir Fransız iaşe kolu Aksu civarında Molla Karayılan kuvvetleri tarafından pusuya düşürülerek tamamen imha olundu. Maraş-Antep yolu üzerindeki Aksu köprüsünün muhafızı bulunan Fransız müfrezsinin imha haberi İstanbul’a da ulaşmıştı. Aksu köprüsü tahrip edildi, telgraf hatları da tamamen kesildi.
16 Şubat 1336 tarihili Halimiyet-i Milliye Gazetesinde: Kilis-Antep yolu üzerinde Fransız otomobili zannıyla bir otomobile taarruz edilmiştir. Aynı yolu takip eden bir Fransıs kafilesi ahalinin şiddetli bir taarruzu üzerine birkaç maktûl ve mecrûh bırakarak Kilis’e ricata mecbur olmuştur.
Şehirlerde bir Fransız neferi ile bir sebzecinin münazaası, zaten methiç olan halkı asabiyete sevk ederek, bütün dükkânlar kapanmış, bir hadisenin zuhuru pek müşkilât ile mani olunabilmişti. Fransızlar mevkilerini tahkim etmek lüzumunu hissetmişlerdir. Bu istihzarat ahaliyi bir kat daha galeyana sevk etmektedir. İşkal devam ettikçe Antep’te dahi ahaliyi zaptedebilecek hiç bir kuvvet mutassavvur olmadığından pek müessif hadisatın baş göstereceği şüphesizdir, denilmektedir. 31 Ocak’ta meydana gelen bu olaylar sırasında Fransız neferleri Türkler tarafından adam akıllı döğülmüştür. Fakat olaylar daha fazla büyümeden ileri gelen bir takım kişilerin telkin edici konuşmalarıyla sükûnet tekrar sağlanmıştır.
Teşkilatını tamamlayan Şahin Bey, Şubat ayından itibaren Kilis-Antep karayolunu kapamıştı. 2 Şubat 1920 tarihinde Şahin Bey tarafından Fransız Kumandanlarına bir mektup gönderilmişti. Şahin Bey’in kumandana yazdığı mektupta şunlar vardı.
“Maraş isyanı, Ermeniler ile Türkler arasında nifak tohumu eken General Keret’in hilekârlığı neticesidir. Fransızlar asayişi muhafaza etmek ve 1 Şubat’ta 4 Amerikalının öldürülmesine mani olmak hususunda yetersizlik gösterdiler. Halen Antep- Kilis yolunda asayiş temin edilmiştir. Fransızlardan gayri herkes, sorumluluğun altında tehlikesiz seyahat edebilir.
Bu sırada Fransız komutanlığının Kilis’te 150 arabalık bir erzak kolu hazırlamakta olduğu ve yakında Antep’e kuvvetli muhafızlarla sevk edeceği haberi Teğmen Şahin’e ulaştırıldı. Şahin 3 Şubat 1920 günü, iki piyade bölüğü ile bir süvari takımının desteğindeki bu kolu Kilis’ten yola çıktıktan sonra Kertil’de pusuya düşürdü ve önemli kayıplar verdirmek suretiyle geri dönmek zorunda bıraktı. Fransızların ricatı halkın manevi kuvveti üzerinde büyük tesir yaptı.
Henüz Büyük Millet Meclisi dahi açılmamıştı. Mustafa Kemal Paşa’nın emrinde çetelerden başka önemli bir kuvvet yoktu. Askeri birlikler henüz yeni kuruluyordu. Mustafa Kemalin Gaziantep bölgesine yardım etmesine imkân yoktu. Bu silahsız ve müdafaasız halkı kurtarmak; Fransızların toplar, mitralyözler, modern silahlarla teçhiz edilmiş, şehrin bütün hususiyetlerini bilen Ermenilerle bir kat daha kuvvetlenmiş ordusu ile mücadele etmek işi topsuz, tüfeksiz bir yığın Gazianteplinin omzuna yüklenmişti.
Şubatın 18’inde Antep’teki Ermenilerle Türklerin arası iyice açıldı. Bu günden itibaren Ermeni mahallesinde bulunan Türkler, Türk mahallelerine, Türk mahallesinde bulunan Ermenilerde Ermeni mahallesine taşınmaya başladılar. Ciddi bir asayiş sağlamak için hükümet memurlarıyla, Türk ve Ermeni eşrafı arasında birçok toplantılar oldu. Lâkin bu toplantılardan hiçbir netice alınamadı. Aynı gün Fransızlar, Kilis-Antep yolundan geçmeyi bir kez daha denediler. İki dağ topu, bir süvari takımı ile yola çıkan erzak kolu yine Teğmen Şahin’in kurduğu pusuya düşürüldü. Bu olay üzerine Fransız Garnizon Komutanı, 21 Şubat 1920 günü, Antep Mutasarrıflığına bir mektup göndererek, Teğmen Şahin’in kuvvetlerinin yoldan çekilmelerini istedi ve bir anlaşma yapılmasını da teklif etti. Şahin Bey tarafından Fransız Komutanına 21 Şubat 1920 tarihli bir mektup gönderildi. Şahin Bey, düşman kumandanına aynen şunları yazmıştı.
“Kirli ayaklarınızın bastığı şu toprakların her zerresinde bir damla Türk kanı karışıktır. Her bucağında bir atanın mezarı vardır. Adı belli olmayan zamanlardan beri Türkler bu topraklarda yaşamaktadır. Türk bu topraklara, bu topraklarda Türk’e ısındı, kaynadı. Sade siz değil, bütün dünya bir araya gelse, bizi bu topraklardan ayıramaz. Sonra sen hiç ömründe Türk esir yaşama diye duymadın mı? Namus ve hürriyet için ölüme atılmak ise bize, Ağustos ayı sıcağında soğuk su içmekten daha tatlı gelir. Sizler canı kıymetli insanlarsınız. Çatmayınız bize. Bir gün evvel topraklarımızdan savuşup gidiniz. Yoksa kıyarız canınıza.
Şahin Bey her fırsat ve olaydan yararlanarak düşman kumandanlarının maneviyatını kırmak ve onların çekip gitmelerini sağlamak için, gerçekleri ifade eden mektupları Fransız Kumandanlarına göndermeye devam etmişti. Antep Heyet-i Merkeziyesi bu başarılı sonuçlardan yararlanarak, 22 Şubat 1920’de, Teğmen Şahin’in kuvvetlerinin çekilebilmesi için aşağıdaki şartları ileri sürdü.
- Antep’teki Ermeni gönüllü kıtalarının uzaklaştırılması ve bunların Türk iç işlerine karıştırılmaması.
- Antep’e başka takviye kıtalarının getirilmemesi.
- Bölgedeki disiplinin sağlanması amacıyla Antep ve dolaylarına Türk taburunun getirilmesine müsaade edilmesi.
Bu teklifler, Fransızlar tarafından kabul edilmediğinden anlaşmaya varılmadı. |
ŞAHİN BEY’İN ŞEHİT DÜŞMESİ |
3 Şubat 1920 tarihli Times Gazetesi, Antep ve Maraş olayları hakkında şu haberi veriyordu. “İstanbul’da Türk dostu Piyer Loti şerefine yapılan gösterilere rağmen Maraş ve Antep milliyetçileri ile Fransızlar arasında geçen olaylar yarı savaş halini almıştır. Bu olaylar hakkında henüz resmi bir bilgi yoksa da, Fransızlar şehirleri yetersiz kuvvetlerle işgal etmiş olduklarından Milliyetçilerin saldırılarına uğramışlardır, deniyordu. İngiltere bir bakıma Fransa’yı Türklerin üzerine daha çok kuvvetle gitmeye teşvik ediyordu.
Kilis’ten hareket eden bir Fransız konvoyu 5 Mart’ta Oylum civarında Milli Kuvvetler tarafından karşılanmış ve Kilis’e dönmeye mecbur edilmiştir. 15 Mart’ta Akçakoyunlu’dan Kilis’e gelen bir alay kuvvetindeki Fransız birliği, Hümeyli Köyü önündeki Seve Boğaz’ında karşılanmış ve akşama kadar çarpışma olmuştur. Bu sırada Kilis’li Sakıp Bey bazı hemiyetli arkadaşlarıyla Kurtkulağı çihetindeki kuvvetlerin kumandasını deruhte etmiş, Fransız kuvvetlerine ve o civardan geçen Fransız trenine karşı başarılı taarruz yapıyorlardı. Fransızların giriştiği geniş hazırlıklar Kilis Kuvva-yı Milliyesi tarafından Antep Heyet’i Merkeziyesi’ne günü gününe bildiriliyordu.
24 Mart 1920’de, Antep Heyeti Merkeziyesi Cengin’de bulunan Kilis Kuvva-yı Milliyesinden bir şifre aldı. Bu şifre de Katma’dan Kilis’e altı bin kadar mühim ve karışık bir kuvvetin geldiği, Fransız Karargâhındaki telaş ve hareketten bir çok arabaların şose üzerinde toplanışından kuvvetli bir takviye kolunun hazırlanmakta olduğu bildirildi. Fransız birlikleri, Oylum köyünden itibaren savaş tertibatı alarak ilerleme başlamıştı.
Fransızlarla ilk önemli çarpışma, Kızılburun tepelerinde, Kilis Kuvva-yı Milliye kuvvetlerinin de işbirliği ile yapılmıştır. İkinci büyük çarpışma, Kertil civarında olmuştu. Fransızlar Türk birliklerinin bulunduğu sahaları top ateşi ile makineli tüfek yağmuruna tuttuğundan, türk birlikleri çaresizlik içinde çekilmek zorunda kalmıştı. Savaşın üçüncü gününde, Şahin Bey hiç uyumamıştı. Oradan oraya koşarak Türk Kumandanlarına yeminler ettirmiş, vatan için ölmek zamanının geldiğini en güzel cümlelerle açıklamıştı.
Şahin Bey’in kuvvetlerinin şiddetli müdafaası neticesinde, Kilis’ten Antep’e gitmek üzere hareket eden iki konvoy yoldan geçememiş, Fransız otoritesi fevkalade kırılmıştı. Antep’teki Fransızlara yardım etmek için yollanan Fransız Kuvvetlerini Şahin Bey’in yoldan geçirmemesi, Antep’teki Fransızları da çok fena durumlara düşürmekte, Fransız komutanı telsizle, ne yapıp yapıp bu yolun açılmasını, gerekli yardım ve erzakın gönderilmesini ısrarla istemekte idi.
26 Mart 1920 sabahı, Yarbay Andrea komutasındaki, aşağıdaki birlikler Kilis’ten hareketle Antep’e doğru yürüyüşe geçtiler. Üç piyade taburu, iki süvari bölüğü, bir dağ bataryası 4 tank, bir seyyar hastane, toplam 2500 insan ve 500 insan ve 1400 hayvandan ibaretti. Bu kuvvetli yürüyüş kolu Oylum köyünü geçtikten sonra, Kantara ve Kızılburun tepelerinin Milli kuvvetler tarafından tutulduğunu görünce, müfrezenin topçusu bu tepelere karşı fiili harekete başlamış ve bu esnada bir piyade bölüğü ile süvari bölüğünün bir kısmı müdafaanın yanını almak için batıya doğru bir ihata hareketine teşebbüs etmişti. Şahin Bey’in kuvvetleri ise, Sinap köprüsü tahrip edilmiş olduğu için, arkadaki köprü ve istihkâm takımlarını ileriye alarak, köprüyü geçit verebilecek bir şekilde tamiri devam ederken, düşman keşif koluna Kızılburun’daki Kilis Kuvva-yı Milliyesi tarafından bir ateş baskını yapıldı. Fransızlar bunu bir topla mukabele ettiler. Bu durum akşama kadar sürdü ve çok kayıp veren Fransızlar 26-27 Mart gecesini köprü civarında geçirdiler.
Şahin Bey düşmana o gece bir baskın yapmak teşebbüsünde bulundu ise de muvaffak olamadı. Şahin Bey burada başarılı olamayınca birkaç kişi Çapalı köyüne gitti. Orada yeniden kuvvet toplayarak düşmanı Kertil sırtlarında karşılamak istiyordu. İkinci müdafaa hattı olan Kertil tepelerine kadar çekilerek kuvvetlerini orada topladı ve harbi burada kabule karar verdi. Fransızların 27 Mart 1920 günü hareketle Kertil hattına taarruzlarıyla oldukça şiddetli bir muharebe başladı. Teğmen Şahin tutunamayarak üçüncü savunma hattı olan Elmalı deresi’nin kuzey sırtlarına çekilmek zorunda kaldı.
28 Mart 1920 sabahı Fransız kuvvetleri savaş yürüyüşüne geçtiğinde; Türk birlikleri de savunma mevkilerine yerleşmişlerdi. Yılanoğlu Molla kuvvetleri Bostancık tepelerinde, Boynoğlu Memik çeteleri Elmalı Sırtlarında, Antep müfrezeleri Ulumasere Köyü Zeytinlik alanında, Şahin Bey kuvvetleri de tam Kilis yolu üzerinde bulunan Elmalı köprüsü civarında mevzii almışlardı.
Düşman topçuları, Bostancık’ın arkasındaki tepeye Karayılanoğlu’nun işgalindeki mevzilere şiddetli bir ateş açtı. Molla’nın kuvvetleri bir taraftan top ateşinin şiddetli, öbür taraftan çevirme harekâtının tesiri ile mevzilerini terk edip değirmenin arkasından Mızmız Deresi’ne doğru ricata başladı. Elmalı sırtları ve Ulumasere Zeytinliklerine de Fransız birlikleri aynı şekilde hücum etmiş ve Türkler mevzilerini terk etmişlerdi. Fransızlar son olarak Şahin Bey’in kuvvetleri üzerine top ve makineli tüfeklerle saldırmıştı. Top ve mermi yağmuru altında sadece tüfekle karşı koymanın ölümle neticeleneceğini anlayan Şahin Bey’in kuvvetleri de çekilmeye başlamıştı. Şahin Bey’in yakınında bulunan arkadaşları birlikte çekilmek için Şahin Bey’e çok yalvardılar. O çekilmeyi her teklifte reddetti., Elmalı köprüsü taşlarını siper yaparak tek başına Fransızlara ateş etmeye devam etti. Şahin Bey mermisi bitince süngü ile düşmana hücum etmiş, Fransız piyadelerinin süngü darbeleri altında şehit düşmüştür.
Acaba onun bu şekilde ölmesi gerekli miydi, diye düşünenler olabilir. Tank, top ve makineli tüfeklerle donanmış yüzlerce kişilik Fransız ordusu karşısında bir tek insanın, bir tek tüfekle karşı durmasının ölüm demek olduğunu elbette Şahin Bey’de biliyordu. Fakat vatan için ölmek zamanının geldiğini bütün Türklere duyurmak için, canını da feda etmek gerektiğine inanmıştı. Hiç düşünmeden onların yüksek mantığına bizimki yetişemez.
Milli Mucadele Gaziantep
Sadettin Gömeç |
|
|
|
|
|
|
|